Join for FREE | Take the Tour Lost Password?

deviantART

 
About Me Premium Member Deviously Deviant bulentcalliMale/Turkey Recent Activity Deviant for 6 Months
5 Month Premium Membership
Statistics 97 Deviations
968 Comments
6,778 Pageviews

Paris Günlükleri

Journal Entry: Thu Nov 19, 2009, 2:44 AM
26.09.2009

Büyük havaalanları dünyanın her yerinde birbirine benziyor. Ayakkabılarını çıkartip koltuklarda uyuyan yolcular.

211. kapıda yüzlerini ışıklı panolara çevirmiş, Tevrat okuyup sallanan yahudi din adamları.

Mekke’den gelen bir dolu fransız müslüman, ellerindeki çok süslü Kuran’ları bekleme salonundan bu yana okuyorlar. Uçağın düşeceğini pek sanmıyorum. Oysa güvenlik kapısından geçerken gitarımı yere düşürdüm. Bu bir akustik gitar için iyi bir şey değil. Hosteslerin nezaketi kendimi suçlu hissettiriyor, karnım aç olmadığı halde onları kıramıyorum. Eggplant diyor bana nazikçe, Patlıcan mı yani diyorum. Gülüyor. Aynı milletten olduğumuza mı sevindi ki? Sonuçta İstanbuldan kalkan bir uçak. Ama sanırım her milletten insanız. Kuran’lar Tevrat’lar okunuyor. Yemeğin imambayıldı olduğunda anlaşıyoruz hostesle. Belki de bir süreliğine yiyeceğim son Türk yemeği. Kırmızı şarapla pek güzel gitmiyor ama olsun.

Uyumuşum. Rüyamda bir kavşakta bekliyorum. Ay’a bakıyorum, güneşe bakıyorum. Ateşe ve suya bakarmış gibi. Hepsi aynı geliyor.

Zemin gerçekle bağlantısını kaybediyor. Aşağıdaki tarlalar birbirine dikilmiş düzensiz ama geometrik kumaş parçaları gibi. Onların bittiği yerde sonunda Seine’nin bir halat gibi kıvrıldığını görüyorum.

Bavulları koydukları hareketli bantlar çarkı felek gibi dönüyor. Daha önce beklemediğim kadar bekliyorum. Zemzem suları, bohçalar, hac ganimetleri birer birer sahibini buluyor. Bir çift japon samuray kılıcı, çekik gözlü bir beyefendi tarafından usulca banttan alınıyor. Peşi sıra ilk bavulum çıkageliyor. Altı ıslanmış. Oysa içinde sıvı birşey yoktu. Zemzem suyu olduğunu umarak rahatlıyorum. Bekleyenler birer ikişer azalırken diğer bavullar da geliyor.

Klasik müziğe sevdalı bir faslının taksisindeyim. Paris’in dış otlakları geride kalıyor ve yavaş yavaş şehrin içine doğru giriyoruz. Ön koltukta bir keman var. Taksi şöförüne keman çalip çalamadığını soruyorum. Sanırım beni anlamıyor. El işaretlerinden kemanın kendisine ait olduğunu anlatmaya çalıştığını anlıyorum. Peki senin kemanın olsun, fazla üstelemiyorum.

Siyah bir Paris’in içinden geçiyoruz. Afrikalı Paris’lilerin mahallelerinin içinden tarfikle birlikte kıvrılıyoruz. Henüz ne Seine’ni ne de Eiffel’i görebildim. Afrika meyveleri satan manavlar ve yerel kıyafetli afrikalı kadınlar görüyorum. Bir sürü gürültülü konuşma ve oynak müzikler.

Geçici ikametgahımın olduğunu kuvvetle umduğum bir sokakta taksici ile vedalaşıyoruz. Apartmanın kapısını açacak bir kol yok. Ya da herhangi bir resepsiyon zili de göremiyorum. Binanın çevresini dolaştım, başvurabileceğim hiçbir yer yok. Kapının kolu ya da anahtar deliği de yok. Sadece rakamların ve harflerin olduğu bir klavye var , zillerin altında duruyor. Zillerdeki isimler bakıyorum: Cochard, Essindi, Seron, Caillion, Texier, Atos, Portos, Aramis, devam ediyor. Kapıcı, apartman görevlisi, resepsiyonist, bahçıvan, encümen vs gibi bir sıfata rastlayamıyorum. İngilizce konuştuklarını umarak, geçici evi kiralayan firmayı arıyorum. Telefonu cevaplayan kızın İngilizcesi benim Fransızcamdan biraz daha iyi. Hiç Fransızca konuşamadığım düşünülürse, anlaşmak pek kolay olmuyor. Görüşme bittiğinde şu bilgilere ulaşıyorum. Kapıyı açmak için bir kod var. 230712. O kodu açınca solda posta kutuları bulacağım. Orada siyah bir kutu var. O kutunun kodu ise 2514. O kutuyu da açınca anahtara ulaşacağım ve 5. kata çıkacağım. Sonrası belirsiz. Adeta bir David Lynch filminde gibi hissediyorum kendimi. Neler olacağını merak ederek heyecanla ana kapıdaki kodu tuşluyorum: 2..3..0..7..1..2..

  • Mood: Wow!

deviantID

Devious Info

  • Current Residence: Paris
  • Interests: Music, Poetry, Art
  • Favourite band or musician: Bob Dylan
  • Personal Quote: Dig Yourself

Visitors

Comments


:icondevllaa:
thank you for the add :iconomghaiplz:

--
c'est le poison dans le flacon
:icontessamay07:
Thanks for the watch! :aww:

--
~The goal is not to do something because someone is expecting it, but to do something because you want to prove your not a failure. By Jeana Nielsen~
:iconlauradraghici:
thank you :)

--
"Everything should be made as simple as possible, but no simpler." (Albert Einstein)
:iconirelandprincess:
thank you for the watch!

--
please visit me! :)

avatar by =Kikariz
Hidden by Owner
Hidden by Owner
Hidden by Owner
Hidden by Owner
Hidden by Owner
Hidden by Owner

Site Map